AP Türkiye Raportörü Amor: Muhalefetin zaferi AB üyelik süreci için nefes oldu

AP Türkiye Raportörü Amor: Muhalefetin zaferi AB üyelik süreci için nefes oldu

AP Türkiye Raportörü Amor, Türkiye'de 31 Mart yerel seçimlerinde CHP'nin AK Parti'nin önünde birinci parti olması ve birçok önemli belediyeyi kazanmasının Türkiye'nin üyelik süreci için olumlu olduğunu düşündüğünü söyledi. Amor, muhalefetin AK Parti ile adil şartlarda yarışmadığını...

Avrupa Birliği Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Strazburg’daki AP binasında ulusal yayınların yöneticileri ve diplomasi muhabirleriyle bir araya gelmiş olarak Türkiye’nin 31 Mart yerel seçimlerindeki sonucunu değerlendirdi. Amor, CHP'nin AK Parti'nin önünde birinci parti olması ve birçok önemli belediyeyi kazanmasının Türkiye’nin AB üyelik süreci için olumlu bir gelişme olduğunu düşündüğünü belirtti.

Amor, muhalefetin beklenmedik zaferinin paradoksal olarak üyelik süreci için daha iyi bir ortam yarattığını ifade etti. Bu zaferin, Türkiye’nin AB üyelik sürecine nefes aldırabileceğini dile getirdi. Ancak, Türkiye'de rejimin otoriterleşme eğiliminde olduğunu vurgulayan Amor, gelecek 5-10 yıl içinde neler olabileceğini bilmediklerini söyledi. Bir iktidar değişikliği durumunda Türkiye’nin AB üyelik sürecinin hız kazanabileceğine inandığını belirtti.

Amor, muhalefetin AK Parti ile adil şartlarda yarışmadığını ve seçimleri buna rağmen kazandığını altını çizdi. Ancak, bu durumu dünyaya duyurmak için muhalefet partilerinin daha fazla çaba sarf etmemesinin kendisini şaşırttığını belirtti. Türkiye'deki demokratik durumun AK Parti'nin sorumluluğunda olduğunu açıkça belirten Amor, Türkiye’nin imajıyla ilgili problemlerin tamamen Erdoğan ile ilişkili olduğunu, çünkü Erdoğan haricinde bir yüz görmediklerini ifade etti.

T24'ten Metin Kaan Kurtuluş'un haberine göre Amor, son yıllarda Strazburg’da Türkiye’nin üyelik sürecinin sonlandırılması yönünde görüşler sıkça dile getirilse de, Avrupa Parlamentosu’nda bu yönde bir oylamanın hiçbir zaman başarılı olmaya yaklaşamadığına dikkati çekti. Amor, “Bu Ankara’nın iç politikası mevzusunda endişelerimiz artsa ve dış politikadaki ayrışma mevzusunda çok ciddi endişelerimiz devam etse de Türkiye’yi bir aday ülke olarak tutmayı tercih ettiğimizi gösteriyor” dedi.

Öte yandan Amor, Türkiye’de yaygın olarak kullanılan “Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var’’ söyleminin gerçeği yansıtmadığını söyledi:

“Bu mantığı unutun. AB hâlâ bir demokrasiler kulübü. Her şeyiyle demokrasi olunması gerekiyor. Dronlarınız ve bayraklarınızın çok heybetli olması, hiçbir zaman AB üyesi olmadığınız gerçeğini değiştirmiyor.”

Amor, üyelik sürecinin tıkanmış olması ve Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’nden uzaklaşmasıyla AB tarafınca giderek bir aday ülke yerine ‘3. ülke’ olarak görülmeye başladığını ifade etti. AB bu ifadeyi üyelik müzakereleri yürütmediği fakat kurumsal işbirlikleri bulunan Mısır gibi ülkeler için kullanıyor. Türkiye’de AB üyeliği için gerekli reformlar mevzusunda bir siyasi irade görmediğini ifade eden Amor, “Bu Avrupa ile ilişkilerinizin her kolunda geçerli. Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesisiniz fakat Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamıyorsunuz” diye konuştu.

KAYYUM ELEŞTİRİSİ

Amor, AK Parti’nin geçmişte güneydoğu illerinde seçilen belediye başkanlarına yönelik kayyum uygulamalarını da eleştirdi:

“Seçilmiş belediye başkanını o partiden olmayan başka bir isimle değiştirmenize izin veren bir uygulamanız var. Bunun bizim için nasıl bir şok yarattığını anlayabiliyor musunuz? Eğer birinin yasal problemleri var ise o kişi yalnız seçimi kazanan partiden biriyle değiştirilebilmelidir. Bunun demokrasiden ne kadar uzak bir uygulama olduğunu görmelisiniz. 3. parti konumundaki muhalefet partisinin 60 belediye başkanı görevden alınıyor ve valiler Ankara’nın emirleriyle onların yerine bir isim atıyor.”

‘İSVEÇ VE FİNLANDİYA VETOSU TÜRKİYE’YE HİÇBİR ŞEY KAZANDIRMADI’

Amor, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin devam ettiği sırada uzun süre bloke etmesinin büyük bir hata olduğunu ifade etti ve “Birçok ülkenin bunu unutmayacağını” dile getirdi:

Yapılanın savaş hali devam ederken ‘niyet o olmasa bile’ Rusya’ya yarar sağladığını ifade eden Amor, Türkiye’nin üyelikleri bloke ederek çıkar elde etmeye çalıştığını ve bu süreçte ABD’den F-16 alımını gündeme getirdiğini söyledi.

Raportör, Türkiye’nin uzun süre devam ettirdiği veto kararının Ankara’ya hiçbir şey kazandırmadığını ve yalnız Batı’yla olan güven krizini derinleştirdiğini belirtti.

Amor, “Güven eksikliğinden söz ediyoruz çünkü güvenilmez bir partner haline geliyorsunuz. Demokrasiler sıkıcı ve öngörülebilirdir” dedi.

‘MEVCUT DURUMDA ASLA YENİ BİR FASIL AÇILMAYACAK’

Amor, demokratik durumda olumlu yönde çok ciddi bir değişim olmadığı sürece Türkiye’yle AB’nin müzakere sürecinde yeni bir faslı ‘hiçbir şekilde’ açmayacağını altını çizdi. Raportör, Türkiye’nin üyelik yönünde olumlu görülecek bir adım atmak istiyorsa AİHM’in Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması yönündeki kararlarını uygulaması gerektiğini belirtti.

Amor, sıklıkla olduğu gibi AB’nin Türk hukukunda terör teriminin çok geniş olması mevzusunda rahatsızlığını da dile getirdi. Bu mevzuda bir anekdot paylaşan Amor, geçmişte eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile yaptığı bir görüşmede “Eğer gerçekten anlaşılmak istiyorsanız, eğer gerçek teröristlere karşı bizim yardımımızı istiyorsanız lütfen öğrenciden akademisyene herhangi bir eleştiride bulunan kişiye terörist diye hitap etmeyi bırakın” söylediğini söyledi.

“Gülenciler tarafınca kullanılmamaya hep özen gösterdim. Konunun hassasiyetini bildiğim için her temasta özenli davrandım” diyen Amor, “Ancak şunu sormalıyım: Gülenciler ne tarihte terör örgütü oldu? Darbe gecesi mi? Balyoz davasında mı? AK Parti Gülencileri bakanlıklardan savcılığa, emniyete doldurduğunda mı? Kemalist elitler gibi Avrupa yanlılarının yerine geçirilmek için kullanıldıklarında Gülencilerin dostu kimdi?” diye devam etti.

AB’nin ‘Türkiye’yi kucaklayıp demokrasi yoluna sürükleme’ gibi bir sorumluluğu olmadığını vurgulayan Amor, Brüksel ve Strazburg’un Türkiye’yi yalnız teşvik edebileceğini söyledi.

‘SONUÇ BİLDİRGESİNDEN MEMNUN OLMAMANIZI ANLIYORUM’

AB üye ülkelerinin liderleri, geçen hafta yapılan zirvede AB-Türkiye ilişkilerine dair Ortak Bildiri’de bulunan Türkiye ile ilgili önerilerin ilk olarak AB Daimi Temsilciler Komitesi (COREPER) seviyesinde görüşülmesine karar verdi ve AB-Türkiye işbirliğinin daha da gelişebilmesi için Kıbrıs'ta barış görüşmelerinin yeniden başlaması ve ilerleme kaydedilmesinin önemli olduğunu’’ altını çizdi. Kararlar Ankara’da hayal kırıklığı yaratırken, metin ‘’Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği Kıbrıs’a bağlandı’’ yorumlarına sebep oldu.

“Bildirgeden memnun olmamanızı anlayabiliyorum” diyen Amor, bildirgedeki ifadelerin Türkiye’nin AB tarafınca aday ülke yerine 3. ülke olarak görülmesi trendinin bir parçası olduğunu belirtti. Amor, Kıbrıs’la ilgili maddenin de AB üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafınca, ülkenin duruşunu vurgulamak için eklendiğini belirtti. Raportör, bu maddeyle Türkiye'nin AB ile ilişkilerini geliştirme yolunun tamamen Kıbrıs'ta çözüme bağlandığı değerlendirmesinin yanlış olduğunu düşündüğünü de dile getirdi.

YORUM YAZ

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.